Gezgin Gözüyle Horasan
Gönderen:Editör Tarih:Temmuz 09,2007
AH HORASAN Horasan denince genellikle insanların belleğinde buram buram tarih kokan bir iz beliriverir...Tarih kitaplarımızda yeterince yer verilip anlatılmamasına rağmen bu bir köylü nazarında da böyledir, tarih eğitimi almış birisinin gözünde de durum aynıdır. Atayurt dediğimiz bugünkü Orta Asyanın güneyinde yer alan tarihi bir bölge,Horasan. Günümüzde İranın kuzeyi, Türkmenistan ve Özbekistanın güneyi Afganistanın batısından muteşekkil geniş ovalara ve sarp dağlara sahip, dört iklimi bir arada barındıran, bir çok medeniyete beşiklik yapmış ismi ile musemma bir tarih yumağı Horasan. Kavimler göçünün merkezinde yer almış birçok medeniyet ve tarihi topluluğun geçiş güzergahı ve herbirinden birşeyler koparıp günümüze kadar yaşatan canlı bir tarih müzesi Horasan. Bu muhteşem müzenin baş aktörlüğünü, farkında olmadan, yapmak üzere bin yıl önce göçebe hayat yaşayan bir kavim, yerleşip medeniyet kuracak, ihtiyaçlarını yanı başında bulabilecek, bir anda kuraklaşan Orta Asya’dan kurtulup onlara abı hayat sağlayacak yeni bir yurt arayışına girer... Bu arayışın kaderdenk noktası, bu kavmi, Anayurdun doğu kapısı mahiyetindeki Malazgirt ovasında, dönemin süper gücü olan Bizans’la karşılaştırır. Bu anlamda 1071 yılı bizler için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Yeni bir sayfanın başlangıcıdır. Şanlı bir tarihin nal ve kısrak sesleridir. Doğudan batıya bir medeniyet akıntısının mebdeidir. Anadolu’nun köhnemiş Bizans’tan kurtulup yeniden dirilişidir. Kavimler göçünden sonra dünya ikinci kez bir göç dalgasıyla karşı karşıyadır. Güneşin doğuşuyla yola çıkan akınlar gün kararmadan sarp dağlar, derin dereler ve nice engeller aşarak bir göç sayhası ile birlikte ilerler. Hedefine varacak mızrak misali yönünü Anadolu’ya çevirmiştir. Akıncılar Anadolu’yu baştan başa akın akın taramaya başlar. Atayurttan Anayurda doğru bir göç koridoru oluşmuştur. Bu ne muthiş akındır ki asırlar boyunca durmak tükenmek bilmeden devam etmiş ta Viyana kapılarına kadar uzamıştır... Bu sürecin başlangıç noktası olan Muş ilimizin Malazgirt ilçesinin kuzeyinde, günümüz vilayati şarkiyenin merkezinde, bu vilayatı batıya bağlayan yolların kesiştiği noktada, Hoca Ahmet Yesevi’nin akıncılarından Horasan Baba’dan ismini almış bir köy, daha sonra cumhuriyet döneminde gelişerek 1955 yılında ilçe olmuş ve hızla gelişerek güzel yurdumuzun sayılı ilçeleri arasına adını HORASAN olarak yazdırmıştır... Horasan; her bahar Arasın coşkun sularında yunup arınan, her asırda beşik gibi sallanan, deprem ve seller diyarı münbit ve mahzun yöre... Horasan, her yanının tepesi karlı bir dağı, Her dağının baharını şenlendiren kardeleni, sümbülü ve lalesi, Her yamacının bir düzlüğü, her düzlüğün tarlası, çayırı ve hozanı, Her hozanın tilkisi, tavşanı ve faresi, her çayırının pazı gibi eveliği, kuzukulağı ekşilisi, madımağı(kuş ekmeği) ve tuzlanınca lezzetine doyulmayan yemliğini barındırır. Horasan, her deresinin berrak su fışkırtan gözesi ve çağlayan bir çayı, Her çayının derin yerlerinde yüzerek serinlenen neşeli ve mutlu çocukları, her ailesinin bahçesinde birkaç kavak ağacı arasına serpilmiş yerel sebzeleri, her köyünün bir evliya ziyaretgahı olan madde ve mana alemlerinin zirvelerinde soluklanan muhteşem diyar... Horasan, Ahmet Yesevi’nin torunlarına dağlarını gezdirmiş, Lokman hekime gereken şifalı otları bağrında barındırmış, Horasan Baba gibi çile yüklü, mübarek, bir zatı göğsünde saklamasını bilmiş, çareler ve güzellikler yurdu. Hızırilyası, Mollaahmeti,Mollameliki , Kadıcelalı, Pirhasanı, Piraliyi, Hacıahmeti, Hacıhalili, Kırkları, Şeyhyusufu, Tahirhocayı, Velibabayı, Yörükatlıyı, Alizeyreki, Danişmendi, Haydarlıyı, Hasanbeyi, sınırlarında barındıran kaç ilçemiz vardır bilemiyorum. Bunların herbiri kendi köyünde bu zatların ismi ile anılan birer ziyaretgaha sahiptir. Bunlar bin yıldan beri yerleşik hayat yaşayan bir topluluğun manevi hayat dinamikleridir. Bu yörenin insanları hayatlarına yön veren bu dinamikleri hala yaşatmakta saygı ve hürmetten geri kalmamaktadır. Bunların farkında olupta “Ah Horasan, Horasan, ara ki bir daha bulasan” edasıyla İstanbul’da yaşayan Horasanlı hemşehrilerimizi, geç kalınmış olmasına rağmen birlikte kurduğumuz HORASAN KÜLTÜR ve YARDIMLAŞMA DERNEĞİ’ne sahip çıkmaya davet ediyorum.
İlyas KARAKAYA Kadıköy/istanbul
9519 kez okundu
|
(Gönder Gökhan, Nisan 7, 2008, 2:51 PM)